» » Paragrafta Düşünceyi Geliştirme Yolları. YGS-LYS’de Konu İle İlgili Çıkmış Sorular- 9. Sınıf Performans

Her paragrafın belli bir düşünceyi aktarmak için yazıldığını söylemiştik. Yazar bu düşünceyi okuyucuya değişik şekillerde ortaya koyarak anlatır. Burada anlatım biçimiyle düşünceyi geliştirme yollarının farklı şeyler olduğunu da söylemeliyiz. Ancak anlatım biçimi dört tane olduğundan bir soru haline getirilemez. Bu nedenle geliştirme yollarıyla birlikte sorulur.
Şimdi sorularda karşımıza çıkan “düşünceyi geliştirme yolları”nı açıklayalım.
1. Tanımlama
Kavramların tanımlar halinde verilmesi şeklinde ortaya çıkar. Tanımın ne olduğunu cümle anlamında görmüştük. Parça içinde bir tanım cümlesi varsa, tanımlama var sayılır; bütün paragrafın tanım olması gerekmez.
2. Karşılaştırma
İki farklı düşünce, kavram ya da durumun mukayese edilmesiyle ortaya çıkan bir yöntemdir. Karşılaştırmada, karşılaştırılan olgular arasında bir derecelendirme söz konusudur. Bir kavram diğerinden üstün, aşağı ya da diğeriyle aynı seviyede olması yönünden başka bir kavramla karşılaştırılır. Üslup olarak “Bu böyledir; şu ise şöyledir. “ ifadesi hakimdir.
3. Örneklendirme
Anlatılan konuyla ilgili örneklerin verilmesiyle ortaya çıkar. Konuyu daha anlaşılır ve zihinde daha iyi kalıcı bir niteliğe kavuşturur. Verilen örneğin okur tarafından bilinen, çağrışım yaptırıcı bir nitelik taşıması gerekir.
Bazen bir fıkra, bir öykücük bile örnek olarak verilebilir.
4. Tanık Gösterme
Yazarın, düşüncesini inandırıcı kılmak için, o konuda sözüne güvenilir birinin sözünü parçasına alıntı yaparak almasıyla oluşur. Genellikle bu söz tırnak içinde verilir. Sözün olmadığı yerde tanık gösterme de olmaz.
5. Benzetme
Bir olguyu anlatırken başka olgularla benzerlik kurma şeklinde oluşur. İki olgu arasında sağlam bir benzerlik olmalıdır.
6. İlişki Kurma

İki kavram arasındaki ilgiden üçüncü bir hüküm çıkarma durumudur. Genellikle kavramlar arasında ilişki kurulduğu için bu adla verilir.


Paragrafta Düşünceyi Geliştirme Yolları İle İlgili YGS-LYS soruları

1."İnsanlığın adım adım ilerlemesini sağlayan şey, kuşkusuz, kişisel kazançların, ürün ve buluşların kuşaktan kuşağa aktarılmasıdır. Hayvanlar dünya­sında buna benzer bir olay yoktur; eğitim görmüş bir köpek, başka bir köpeği eğitemez."
Bu paragrafın anlatımında aşağıdakilerden han­gisi daha ağır basmaktadır? (1981 -ÖSS)
A) benzetme               B) ilişki kurma       C) örneklendirme
                  D) kanıtlama             E) karşılaştırma

2. "Turna katarları geçiyordu gölün üstünden, gölgele­ri maviye dönüşerek. Van Gölü, günün her anında bir renk cümbüşünde yunup arınıyordu. Bir bak­mışsın, göl bir anda som turuncuya kesmiş. Bir bakmışsın, gölün ucundan bir mor şimşeği girmiş, bütün gölü som mora boyayarak öteki ucundan çık­mış, ak köpüklü dalgalarla bütün gölü süsleyerek."
Bu  betimlemede  (tasvirde)  bulunmayan  özellik aşağıdakilerden hangisidir? (1982-ÖSS)
        A)  İşitsel öğelere yer verme
        B)  Ayrıntılar üzerinde yoğunlaşma
        C)  Görsel öğelere ağırlık verme
        D)  Doğayı devinim içinde yansıtma
        E)   Doğa olaylarını kişileştirme

3.Herkes nezle olur ama, herkes saman nezlesi ol­maz. Acaba niye? İşe polenden başlayalım. Adı, çi­çektozu ama, ille de çiçeklerden gelmesi şart değil. iğde, kayın, gürgen, çınar, kavak gibi ağaçlardan, yapraklardan, otlardan hatta mantarlardan da geli­yor. Baharla birlikte çiçeklenme başlayınca soludu­ğumuz havaya polen dolmaya başlıyor; ağzımıza, burnumuza giriyor. (1986-ÖSS)
Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden han­gisi söylenebilir?
        A)  Gereksiz ayrıntılara yer verilmiştir.
        B)  Konuşma havası içinde yazılmıştır.
        C)  Söz oyunları yapmaya özenilmiştir.
        D)  Değişik örnekler verilerek konu dağıtılmıştır.
        E)  Terim kullanmaktan kaçınılmıştır.
                                                                                                             
4.Bir vapur yanaşıyor. Eminönü'ndeki vapur iskelesi­ne. Martılar ona çığlıklarıyla eşlik ediyor. Günün ilk ışıklarıyla birlikte insanlar birer ikişer dolduruyorlar kaldırımları. Yol kenarındaki taksiler, gecenin yor­gunluğunu atıyor. Caminin avlusunda güvercinler... Galata köprüsündeki emektar kahvede sabah çay­ları içiliyor; buharlar yükseliyor bardaklardan, pen­cereden içeriye dolan güneşle birlikte. Ah, bir de bu deniz kokusu... (1997-ÖSS)
        Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden han­gisi yoktur?
        A)  Nesnelere, insanlara özgü nitelikler yükleme
        B)  Betimleyici bir yol izleme
        C)  Çeşitli duyulara seslenme
        D)  Gözlem gücüyle ayrıntılar seçme
        E)   Örneklerden ve karşılaştırmalardan yararlanma

5.Sofraya hep birlikte otururduk. Tahtadan, yuvarlak bir yer sofrasına, ayaklarımızı altımıza alıp yan oturarak yaklaşırdık. Sofra örtüsünü dizlerimizin üzerine çekerdik. Babam bağdaş kurarak baş köşe­de otururdu. Beni sağına, kız kardeşimi de soluna alırdı. Karşısında annem otururdu. Babam, yeme­ğe başlamadan içimizden biri yanılıp da yemeğe uzanacak olursa, hiç acımadan kaşığının tersini, uzanan elin sırtına indirirdi.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangi­sinde verilenlerden yararlanılmıştır? (1997-ÖSS)
A) Betimleme – öyküleme               B) Öyküleme - örnek verme
C) Betimleme – açıklama                D) Açıklama - öyküleme
E) Açıklama - örnek verme

6. On altıncı katta asansörden indik. Bana odayı gös­terecek çocuğun peşinden yürüyordum. Çocuk kısa bir koridoru geçti, bir odanın önünde durdu. Ben de durdum. Kapıyı açtı, içeri girdik. Perdeler sıkı sıkı­ya kapalı. Çocuk perdeleri açıp dışarıyı göstermek istedi. Engel oldum. Lambaları yaktı. Banyonun ka­pısını açtı. Bir şey isteyip istemediğimi sordu. İste­mediğimi söyledim. Bahşişini verdim, gitti.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden han­gisi yoktur? (1998-ÖSS)
       
A)    Duyguları yansıtma
        B)    Eylemleri oluş sırasına göre verme
        C)    Gözlem gücünden yararlanma
        D)    Değişik yapılı cümleler kullanma
        E)    Birinci kişinin ağzından anlatma

7.  Ankara'nın, mimarisiyle ünlü ilçesi Ayaş'ta bir so­kak... Sokaktaki tarihi evlerden biri... Badanası sol­muş, sıvaları yer yer dökülmüş. Pencere pervazları da doğaya direniyor; bir bakıma evin sahibi yaşlı kadını andırıyor. Ev de yorgun, sahibi de. Ne var ki yaşam sürüyor. (1998-ÖSS)
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisi kullanılmamıştır?
        A)    İzlenimleri belirtmeye
        B)    Benzetme yapmaya
        C)    Eksiltili cümleler kullanmaya
        D)    Kişileştirmeden yararlanmaya
        E)    Örnekler vermeye

8.Eylül'de Kaçkarlar'ın çevresinde "kestane karası fırtınası" gelip çatar. Kestanelerin dökülme zamanı­dır artık. Yöre insanı için kestanelerin hem meyve­si, hem de kerestesi çok değerlidir. Çünkü evlerin özellikle dış cephesi bu ağaçtan yapılır. Rüzgârlar vadilerde uğuldamaya, yapraklar dökülmeye başla­mıştır bugünlerde. Karın habercisi olan "karakuş" birazdan pencerenin pervazına tüner. Derinden kurt sesleri gelir. Orman tüm yaşamıyla hazırdır uzun ve beyaz kışa.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangi­sinde verilenlerden
yararlanılmıştır? (2000-ÖSS)
        A)    Karşılaştırma, tanımlama, öyküleme
        B)    Açıklama, öyküleme, betimleme
        C)    Tartışma, karşılaştırma, öyküleme
        D)    Tanımlama, örnek gösterme, betimleme
        E)    Açıklama, tartışma, örnek gösterme

9.             Japongülleri, her sabah yüzlerce çiçekle ala boya­nırdı. Dil büyüklüğünde beş yapraktan oluşan çi­çeklerin tomurcukları sabahları hızla açılır, akşam­ları aynı hızla kapanırdı. Solan çiçekler, bir sonraki gün ağacın altındaki toprağa kızılımsı bir ölüm damgası vururdu. Bu hızlı değişim, beni hüzünlendirir, içimi karartırdı.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur? (2000-ÖSS)
        A)    Söz sanatlarına başvurma
        B)    Gözlem gücünden yararlanma
        C)    Olayları oluş sırasına göre anlatma
        D)    Deyimlere başvurarak anlatımı güçlendirme
        E)    Söylenenleri, örneklerle zenginleştirme

10.           Soğuk bir İstanbul sabahı… Gökyüzünde bulut kaynıyor; yağmur yağdı yağacak... Biz yola koyuluyoruz. Yarım saat sürecek yolculuğumuzu, Maltepe’nin bildik sokaklarından geçerek bir an önce bitirme telaşındayız. Sokaklar, işe yetişmek için koşuşanlarla dolu. İnsanlar, rayların üzerinden, sağa sola bakarak, hızlı adımlarla geçiyor. Bir banliyö treni Gebze yönüne doğru gürültüyle yol alıyor,
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur? (ÖSS - 2002)
A) Öyküleme – betimleme   B) Açıklama - betimleme
C) Karşılaştırma – öyküleme D) Tanımlama - açıklama
E) Karşılaştırma - tanımlama

11.           Geçmiş; Hititlere uzanan Ürgüp’ün taştan yapılmış boz evleri, insanı masallar dünyasının değişik evrenine götürür. Bomboş bozkır, uçsuz bucaksız, yapayalnız uzar gider bu saman sarısı diyarda. Modern heykeller gibi özenle yontulmuştur peribacaları ve damlarında duman tüten taş evler. Adı, “kaya” anlamına gelen “ur” ile “çok” anlamına gelen “köp” sözcüklerinin birleşmesinden oluşan Ürgüp, önce peribacaları demekse, sonra taşın güneşle arkadaşlığı, rüzgârla dansı demek. Taş, Ürgüp’te öncelikle mesken demek; yalnızca mağara, kovuk değil, enikonu bir mesken.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır? (ÖSS - 2002)
A)  Ayrıntılara yer vermeye
B)  İnsana özgü nitelikleri doğaya aktarmaya
C)  Düş gücünden yararlanmaya
D)  Öznelliğe
E)   Tarihsel değerleri örneklerle açıklamaya

12.  Röportajla öykü arasında kimi benzerlikler vardır. İkisi de yaşamın gerçekleriyle beslenir. Röportajın gerçekliği belgelere, kanıtlara, somut olay ya da olgulara dayanmasından ileri gelir. Öyküde ise bun­lar hayal gücüyle yeni bir renk, yeni bir görünüm kazanır. Öte yandan bütün anlatı türleri için geçer­li olan dilin güzel ve etkili kullanımı röportaj ve öykü için de söz konusudur.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden han­gisi ağır basmaktadır? 
A) Betimleme          B) Karşılaştırma               C) Öyküleme
              D)  Tanımlama                  E)Örneklendirme

13.       Nurullah Ataç hep eleştirmen olarak düşünül­müştür. Oysa Ataç’ın asıl önemi eleştirmenliğinden değil, Türkçe’nin düzyazı dili olarak kurulması yol­unda harcadığı çabadan gelir. O da farkındadır bunun: "Eleştirmen bir öldü mü bir daha kimse an­maz onu.” der. Ama öte yandan: "Bir şey kalmayacak mı benden?" sorusuna şu alçakgönüllü cevabı verirken gerçek öneminin nereden geldiğini de belirtir: "Bugün bu ülkede bir dil kuruluyor; o yapıda benim de bir taşım vardır Ancak, görünmeyen kimsenin gözüne çarpmayan, ta gerilerde bir taş.”
Bu parçada yazar söylediklerini inandırıcı kılmak için aşağıdakilerden özellikle hangisine başvur muştur?
A) Alıntı yapma             B) Örnek verme          C) Tanımlama       
             D)   Karşılaştırma             E) Betimleme

14.           "Şiirlerinde gereksiz sözcüklerden olabildiğince kaçınıyor. Sıfatlar, benzetmeler için de böyle bu. Oku­yucuyu birtakım soyut, düğümlü sözcüklerle yorduğu da söylenemez. Öğretici bir hava taşımamalarına karşın, yine de bu şiirlerde bir eksiklik var: Başka şiirleri anımsatıyor; bunları daha önce oku­muş gibi bir duyguya kapılıyorsunuz." diyen bir eleştirmenin sözünü ettiği şiirlerde bulduğu ek­siklik nedir? (82 ÖSS
A) Yalınlık                B) İçtenlik               C) Yoğunluk
                D) Özgünlük             E) Açıklık    

15.      Kenar mahalleler.,. Birbirine geçmiş, yaslanmış tahta evler.,. Kiminin kaplamaları biraz daha karar­mış, kiminin balkonu biraz daha eğrilmiş, kimi biraz daha öne eğilmiş, kimi biraz daha çömelmiştir. Hepsi hastadır; onları seviyorum; çünkü onlarda kendimi buluyorum.
Bu parçanın anlatım biçimi, aşağıdakilerden hangisine bir örnektir?
A) Betimleme (tasvir)         B) Tartışma            C) Açıklama
           D) Öyküleme (hikâye etme)       E) Örnekleme

16. Edebiyatın konusu insandır, doğadır; edebiyat bü­tün olanaklarıyla insanı tanıtmaya yönelmiştir. Eleştirinin konusu ise eserdir; amacı eseri tanıt­mak ve değerlendirmektir. Edebiyatta dolaysız bir yaratma söz konusudur. Eleştirmen ise dolaylı ya­ratan kişidir. Yargılanacak bir eser olmadıkça eleş­tiri de olmaz.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden han­gisi ağır basmakladır?
A) Örneklendirme         B) Karşılaştırma               C) Tanıtma  
                D) Tartışma                   E) Öyküleme

17.     Önce karanlıkta yüzün ışıdı. Sis açıldıkça kendini ele verdin İstanbul. Güverteden bakınca gözlerine inen aydınlığı gördüm. Demir aldım. Uzaklaşan gemi değil, İstanbul'du. Kurşun kuleler, minareler, uğultulu taş yapılar, ışıyan yüzünle eriyip gittiler boşlukta. Ay­rıldık. Ama başka kentlere, yeni limanlara doğru dü­men kırdığım bu uzun, hala sonu gelmeyen yolculuk­ta beni yalnız bırakmadın. Gittiğim ülkelerde hep se­ni yaşadım. Sen ey ay yüzlüm benim!
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisi yoktur?
A) Sözcüklerin duygusal anlamından yararlanma
B) Kişileştirme sanatına başvurma
C) Betimleyici öğeler kullanma
D) Hitaplardan yararlanma
E) Tanımlamalarla söyleyişte yoğunluk sağlama

18.     Akçakavakların, dişbudakların arasından geçerek yeşil çam ormanına giriyorum. Yoğun bir reçine ko­kusu duyuyorum. Çevrem yeşilin değişik tonlarıyla donanmış. Az ileride kalın gövdeli, yaşlı bir çam ağacı görüyorum. Altına oturuyorum. Kekik kokula­rı geliyor burnuma.
Bu parçada ayrıntıların seçiminde hangi duyu­lardan yararlanılmıştır?
A) Görme – koklama                   B) Koklama – işitme
C) işitme – dokunma                         D) Koklama – dokunma
E) Görme – işitme
19.     Çevrede binlerce ağacın milyarlarca dalı ve yapra­ğı arasında kaybolmuş kuşların cıvıltısı... Gün ışı­ğının rengârenk tonları... Şırıl şırıl akan küçücük dereler... Ayaklarınızın altında çıtırdayan yeşil, kı­zıl, kahverengi yapraklardan oluşan bir halı... Kısaca­sı burası doğanın güzelliğine doyamadığınız, hayran kaldığınız, kalabalıktan uzak bir dinlenme yeri.
Bu parçanın anlatımında aşağıdaki yolların hangisine başvurulmamıştır?
A) Sıfatlardan yararlanma        B) Kişisel duyguları belirtme
C) Bitirilmemiş cümleler kullanma    D) Gözlemlere yer verme
E) Kişileştirme sanatına yer verme

20. Derken davul zurna çalmaya başladı. Önde davul­cu, bir öne bir arkaya eğilip belindeki püskülleri sa­vurarak yürüyor, davulunu gümbürdetiyordu. Ar­dında zurnacı, zurnasının ağzını bir o yana bir bu yana çevirerek çalıyordu. Davulcuyla zurnacının ardına takılmış birkaç çocukla onları izleyen bir ke­di vardı. En önde ise dili dışarıda bir köpek, havla­yarak koşuyordu.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Tanımlamalara yer verme   B)Varlıkları ayırıcı özellikleriyle anlatma
C) Örneklendirmelerden yararlanma    D) Karşılaştırmalara başvurma
E) Anlatılanları nedenleriyle belirtme

21. Küf yeşili yaprağın üzerinde koyu benekler vardı. Yapraktan acı, kekiğimsi bir koku geliyordu. Adam, yaprağa bakıyor, beneklerini sayıyordu. Birden yaprağın üstündeki beneklerden biri kımıldadı. İrkildi adam. Önce gözlerine inanamadı. Koyu kes­tane kabuk çıtırdayarak yarıldı, altından tül gibi yan saydam kanatlar çıktı. Uçuverdi böcek. Nemli, ılık bir esintinin içinde yitip gitti.
Bu parçada ayrıntıların seçiminde aşağıdaki duyuların hangisinden yararlanılmamıştır?
A)Görme           B)Tatma      C)Dokunma     D) İşitme          E) Koklama

22. Küre dağlarını döne döne tırmanıyorduk. Güneş, sabah sisinin grileştirdiği yeşil tepelerin arasından portakal renkli yüzünü gösteriyordu; ama güneşin daha ulaşmadığı derin koyaklar vardı. Yeşilin en güzel tonlarıyla bezeli, mendil kadar tarlalar, gerçek değilmiş gibi duruyordu. Derin derin uçurumlar, dipten doruğa çamlarla, akkavaklarla donanmıştı.
Bu parça ile ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisine varılamaz?
A) İkilemeler kullanılmıştır    
B) Söz sanatlarına başvurulmuştur.
C) Betimlemeye beğeni duygusu katılmıştır.
D) Günün belli bir zamanı anlatılmıştır.
E) Tartışmacı anlatım biçimiyle yazılmıştır

23. Bir öyküyü okuyanla, onun oyunlaştırılmış bi­çimini sahnede izleyen kişi arasındaki fark nedir? İzleyen, gördüklerini dolaysız olarak yaşamakta­dır. Başka deyişle sahnede, ortaya konulan hazır bir dünya vardır; izleyici tüm duygularını harekete geçirerek bu dünyayı algılar. Okuyan ise okuduk­larını kendi düşünce ve düş süzgecinden geçire­rek kafasında canlandırır.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden han­gisi ağır basmaktadır?
A) Karşılaştırma                 B) Tanımlama             C) Açıklama 
             D) Örneklendirme                  E)Öyküleme

24.  İki tür şiir vardır: Sesleriyle, sese dayalı üsluplarıy­la öne çıkanlar; sesi belirgin olmakla birlikte imge dünyaları ve çizdikleri dünyalarla belirginleşenler. Birinci tür şiir, kişiyi sesiyle sarar ve onu kendine tutsak eder; ikinci tür ise insanı kendi özgür sesiyle başbaşa bırakarak ona yeni şiirler yazdırır. Birinci tür kolay taklit edilir; ikinci türü taklit etmek zordur.
Bu parçanın anlatımında özellikle aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A)Öyküleme B) Karşılaştırma C)Tanımlama D) Örnekleme E) Betimleme

25. Çalışmalarımız sonuç verdi. Neler mi oldu? Ot bitme­yen bozkırlar, ipek gibi yumuşak topraklı ovalara dönüştü. Tarlalar, arı kovanları gibi uğuldamaya başla­dı. Toprağın derinliklerinde uyuyan sular yeryüzüne çıkarıldı. Kova kova süt veren inekler, kovan kovan bal veren arılar yetiştirildi. Sofraları, el ele verilerek üretilen yiyecekler süsledi.  2003 öss Bu parçanın anlatımında aşağıdakîlerden hangisi  yoktur?
A) Benzetme sanalından yararlanma   B) Öykülemeye başvurma
C) Yinelemelere yer verme                  D) Betimleme yapma
E) Tanık gösterme

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt

2 yorum: